1/4/2007
Nedir bu "Araç Mesajdır" ??
Üniversite 1.sınıfta, tam hatırlamıyorum ama ilk derslerden biriydi sanırım, hocanın da ilk söylediği şey, merhabadan sonra: Araç Mesajdır!!
Benimle birlikte ne dendiğini anlamayan, ya da bir şeyler anlayan, ama mutlaka yanlış anlayan bakışlar dolandı sınıfta, yorumlar geldi, asıl anlamının yakınından bile geçmeyen. Gerçeği öğrenmemiz yalnızca bir derste olmasa da bundan sonrası için en azından benim ve o derste birlikte olduğum birçok arkadaşımın kafasında döndü durdu bir süre, "Araç Mesajdır!!"
Mesajı yalnızca cep telefonundan gönderilen kısa bir metin olarak görmeyen, aracı da "bir şey yapmaya yarayan bir şey" olarak tanımlamayan herkesin aklını kurcaladı bu 2 kelime, ve belki de seni seviyorum'dan sonraki en önemli 2 kelime dedik biz buna aramızda, nihayetinde aşkın da bir felsefesi olduğunu bilerek.
Ünlü İletişim Bilimcisi (fizikçiler İletişim'in bilim olmadığını savunmaya devam edebilir, ya da mühendisler..) Marshall McLuhan'ın yüzyılımıza bıraktığı en önemli miras, çevremizdeki bir çok nesnenin kullanım alan ve de amacına bakaren içimizi kemiren kurt. Araç Mesajdır !!
Ben burda elbette bunu dilbilim, ya da göstergebilim'le açıklamayacağım, sadece benim anladığımı gördüğümü, okurken düşündüğümü, düşünürken yaşadığımı aktarmaya çalışacağım, dilerim başarırım.
Günlük hayatta bir şeyler yapmak, bir eylemde bulunmak için ihtiyaç duyduğumuz birtakım araçlar var, sanırım bunda hepimiz hemfikiriz, ilk çağlarda yaşamadığımızı düşünürsek. Mesela üşümemek için giyiniyoruz, ayaklarımızı korumak için ayakkabıya ihtiyacımız var, iletişme ihtiyacımızdan cep telefonu doğdu, bir şeyler yemek için bir yerlere gidiyoruz, bir yerlere gitmek için de araba kullanıyoruz.
Bu araçlara belirli gereksinimlerimiz sebepleriyle sahip oluyoruz, sahip olmaya çaışıyoruz. Bu sahip olma güdümüzü doyurmak için de alışveriş yapıyoruz. Yaptığımız alışverişleri düşünün; üşümemek için aldığımız kazağın markasına, ayakkabımızdaki logoya, telefonumuzun markasının melodisindeki mesaja ve bizi aynı mesafeye ortalama aynı zamanlamada götüren bir arabaya takılıyoruz. Çünkü biz onların reklamlarda verdiği algıyı istiyoruz. Reklamdaki kadın gibi güzel, o ayakkabıyı giyenler kadar zengin, o cep telefonunu kullananlar kadar teknolojiden anlayan ve o arabada olacak kadar güçlü hissetmek istiyoruz.
Reklamın doğuşu ve yükselmesiyle birlikte kişiler aslında reklamların hep kendilerine birtakım ürünler satmak istediğini düşünürler. Bayanlar baylar reklamlar yıllardır size algı satıyor. Bu da size, bize, herkese daha kolay geliyor. Yıllardır oluşmuş başarılı bir marka, güçlü bir algı varken neden biz kendimiz bir şeyler yaratmaya çalışalım, mı? Elbette öyle değil.
Şöyle düşünün; tv'de ünlülerin evlerine konuk olunan programlar vardır. Önce o ünlünün evi dolaşılır, sonra birkaç soru. Ve ünlüler hep çok yoğun olduklarından, evde vakit geçiremediklerinden bahsederler, "eve ancak uyumaya gelebiliyorum" diyenler, "çok nadir evimde oluyorum" diyenler.. Buradan şunu anlarız, ünlüler evlerinde çok az bulunuyorlar, belki de sadece evlerine gelen muhabirler için, kimbilir. Ama arkada devasa bir tv ünitesi, belki de normal evlerin bir duvarı büyüklüğünde. Oysa ne anladık röportajlarından, evde vakit geçiremiyor, tv izlemeye vakti yok, olsa da o kadar az ki, belki küçük bir 37 ekran bile onun işini görür, peki bu devasa şey niye, çünkü ona bir algı yüklüyor; onun çok parası var !!
Araçlarımız mesajlarımız oluyor. Kullandıklarımız bizimle ilgili bir şeyler söylüyor bunun farkına varmak da bizi başka bir boyuta götürüyor, temizlik yaparken tepeden tırnağa bakımlı ev kadınları, bir otel büyüklüğünde evlerde yaşayan aileler dönüyor reklamlarda. Çocuk bezi reklamlarında muhteşem bir anne, süt reklamlarında dahi çocuklar..
Biz de onlar gibi olmak istiyoruz, hadi o zaman algı satın almaya gidelim..
0 yorum yazılmıştır