14/11/2007

İhtiyacım var !!!

Uzun bir aradan sonra yeniden yazmaya devam ediyorum. Bu süreçte elbette yazmak istediğim birçok şeyle karşılaştım, şaşırdığım reklamlar oldu v.s. Ancak şuanda üzerinde yazmak istediğim konu aslında hakkında birçok kez konuştuğum yazdığım ve şiddetle karşı çıktığım bir konu: "ihtiyaç yaratılması!"

 

Akbank'ın yeni ihtiyaç kredisi konulu reklamının radyo spotunu duyduğumda "bu kadar da olur mu?" diye düşündüm. Daha sonra tv reklamını izlediğimde ise "iyi cesaret" demekten de kendimi alıkoyamadım. Ama bu reklamı izleyen kaç kişinin buna benim gibi baktığını görünce kesinlikle bunu birilerine anlatma güdümü durduramadım.

 

Hepimizin hayat boyu sıklıkla şikayet ettiğimiz yetinememe duygusunun sonuna kadar körüklendiği bu reklamı izlemeyenler/dinlemeyenler için biraz bahsedeyim. Reklam günlük hayatta sahip olmak istedikleri meta'ların hayalini kuran insanları gösterirken arka planda Müslüm Gürses'ten İhtiyacım Var... diye bir müzik döndürüyor. İhtiyacım var lcd tivi'ye, ihtiyacım var yeni elbiseye, home theatre sisteme... gibi aslında varlığımızın devamı sürecinde ve insan olarak yaşamada gerçekten ihtiyacımız olup olmadığını henüz bizlerin bile tam olarak kestiremediği nesnelere ihtiyaç duyduğumuzu hissettirmeye çalışıyor.

 

Mesela artık evinde bir lcd tivi'n yoksa bunun yakıcı eksikliğini mutlaka hissediyor olmamız gerekir, yeni bir elbisemiz yoksa bu ihtiyacı gidermemiz için kredi almamız gerekir v.s. gibi.

 

Etrafımızda ne kadar çok ihtiyaç yaratıldığının farkında mıyız gerçekten? Mesela ev almak isteyen bir insanın barınma ihtiyacını karşılamak için yalnızca şartlarına uygun beklentisini karşılayan bir eve mi, yoksa lüks bir semtte iyi bir sitede sadece 2 odasını kullandığı 4 odalı bir eve mi ihtiyacı var, ve bunun için mi bankadan kredi alıp varını yoğunu kaybediyor sonunda.

 

Diyebilirsiniz ki hayır !! Sosyal şartlar değişti, insanlar -mış gibi yapmak istiyorlar, ona kesinlikle katılırım. Ama sizin yalnızca bir ayakkabıya ihtiyacınız var, bir puma'ya değil!

 

Pazarlama terminolojisinde yaratılan ihtiyaçlardır. Yeni bir ihtiyaç yaratmak ve talebe dönüştürmek sürekli amaçtır. Tüm yeni ürün ve hizmetler bu amaca yönelik planlanır ve üretilir. Bu işin içerisindeki herkes bunu bilinçli ya da bilinçsiz olarak planlar ve de uygular, ancak ihtiyaç yaratılan kesimin bunu farketmeden ihtiyacı hissedip satın alma davranışına yönlendirilmesi amaçlanır.

 

"İhtiyacım var bir güzel perdeyeee" diye başlayan ve devamında bir çok ihtiyaç sıralayan reklam bu amacı bu kadar net olarak tüketiciye veren reklam olarak kendi alanında (bence) reklam tarihine geçmeye adaydır.

 

İhtiyaçlarınızı kendimizin yönetebildiğimiz güzel günlere..

 

Sevgiler...

1/3/2007

Merhaba

Bir kitap, e-mail, blog,.. yazılan ne olursa olsun başlangıçta hep bir merhaba vardır ya, bu da onlardan biri.. Uzun zamandır, isteyip de yap(a)madığım bir şeyi yapıyorum, yazmaya başlıyorum. Ancak bu ne kadar düzenli olacak ya da düzensiz, ne kadar iyi olacak ya da kötü, bunun garantisini kendime bile veremiyorum.

 

Blog'umun adının manipulater olması ile ilgili arkadaşlarımdan bazı eleştiriler aldım, yani bunun para, borsa ya da yatırım ile ilgili bir şeyleri çağrıştırdığını düşündüler. Aslında benim bloguma bu ismi koymamdaki düşüncem şimdiye dek okuduğum okullarda, kitap ve dergilerde çok fazla bahsi geçen manipülasyon(yönlendirme) kavramına olan sempatimdendir. Ve aslında dünyada olan biten her şeyin, birilerinin başka birilerini ya da bir şeyleri yönlendirmesiyle olduğunu, ya da bazı şeylerin ancak böyle değiştiğini düşünmemdendir. Böyle insanlara çoğu zaman kızsam da, sık sık çevremdeki herkesin bilerek ya da bilmeyerek, birilerini yönlendirmeyi, yönlenenin ve yönlendirenin bu durumdan pek de şikayetçi olmadığını farkettim.

 

Bu süreçte bir kişiyi ya da olayı değil de, kitleleri manipüle eden şeylere kafa yormaya başladım. Mesela filmler, mesela reklamlar, mesela gazetelerdeki dergilerdeki haberler.

 

Çok klasik, bilindik bir örnek mesela. ABD'de ilk kez uygulanan bir gizli reklam uygulamasında bir filmde saniyenin 10'da birinde bir kutu kola görseli geçer. Bu gözümüzü neredeyse bir kez kırpmamızdan bile daha az bir süreçtir, burada izleyicilerin çoğu Coca Cola gördüğünün farkında bile değildir. Ancak bu imaj tam da filmdeki bir çöl sahnesine yedirilmiştir. Film arasında izleyicilerin büyük çoğunluğunun bir susuzluk duygusuyla Coca Cola standına yöneldiği tespit edilmiştir. Su, soda ya da herhangi bir içecek değil, coca cola, ve de özellikle bu marka.

 

Bu tip şeylerle o kadar sık karşılaşıyoruz ve de farkına varamıyoruz ki.

Yaratılan ihtiyaçlar içinde boğulmamak dileğiyle..

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı